O silaha dışarıdan müdahale mümkün

Şemdinli’de emniyete ait ‘Kobra’ aracının üzerinde bulunan makineli tüfeğin ateş alması ‘kışkırtma’ senaryolarını güçlendirdi. Kobranın üzerine yerleştirilen makinalı tüfeğin dışarıdan yönetilebildiği ortaya çıktı

AYDINLIK/ANKARA

Şemdinli’de emniyete ait “Kobra” zırhlı aracın üzerinde bulunan makineli tüfek geçen günlerde şehir içinde rastgele ateş etmeye başlamış ve 4 kişi yaşamını yitirmişti. Silaha hedef olanlardan birinin de HDP’li Pervin Buldan’ın yeğeni Serhat Buldan olduğu anlaşıldı. Olay sonrası makinalı tüfekten sorumlu polis İ.M. ilk ifadesinde silahın kumanda koluna (joystick) dokunmadığını, silahın kendiliğinden ateş aldığını söyledi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olayın bütün yönleriyle soruşturulduğunu ifade etti. İ.M. ise tutuklandı.

YAZILIMI İSRAİL’DE

Güneydoğu’da “iç savaş çıkarmak” amacıyla provokasyonlar yapacağı tartışmalarının yaşandığı bir ortamda meydana gelen olay kafaları karıştırırken, Türkiye Bilgisayar Mühendisleri ve Programcıları Derneği Başkanı Yılmaz Sönmez, “Kobra”ların üzerindeki makineli tüfeklere dışarıdan müdahale edilebileceğini söyledi. Sönmez Aydınlık’a yaptığı açıklamada, söz konusu sistemlerin yazılım ve donanımının İsrail’e ait olduğunu belirterek, “Biz bu sistemle ilgili yazılımlar gerçekleştirdik. Bu makineli tüfekler ciplerin ve amfibi araçların üstüne ve nöbet kulübelerine konmak üzere tasarladık. Tamamen milli yazılımlar yaptık. Ama FETÖ’nün emniyette etkili olduğu yıllarda bu proje ihalesiz olarak İsrail’e verildi. Sistem uzaktan ana server bağlanabiliyor. Bilgi paylaşımı ve koordinat yüklenme özelliği var. Bu aynı zamana makinalı tüfeklerin uzaktan yönetilmesini de sağlıyor. Yani Yüksekova’daki araçtaki makineli İsrail’den bile kumanda edilebilir” dedi.

JOYSTİCK UZAKTAN YÖNETİLMİŞ OLABİLİR

Sistemin insansız hava araçlarında olduğu gibi kilometrelerce uzaktaki kumanda merkezinden  harekete geçirilebileceğini vurgulayan Sönmez, araçtaki polisin “Ben elimi tetiğe dokundurmadım” sözlerinin de doğru olabileceğini ifade etti. “Görevli polis elini tetiğe dokundurmadan joystick uzaktan yönetilmiş olabilir” ifadesini kullandı. Kendilerinin zamanında ilgilileri uyardıklarını, “Bu makineli tüfekler, elimizde tutuğumuz ateştir” dediklerini istem dışı harekete geçirilebileceğini belirttiklerini kaydeden Sönmez, “Bu makinalı tüfek, vuracağı insanı yani hedefi kendi algılıyor. Onay alırsa hedefe kendi kitlenme özelliğine de var” diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI GÜVENCEDE DEĞİL

Cumhurbaşkanı koruyan araçlardan birinde de bu sistemin bir üst modelinin bulunduğunu da hatırlatan Sönmez, “Cumhurbaşkanına bir suikast yapılmak istense bu sistem kullanılabilir. Bu sistemler acilen milli bir  teknoloji ile yer değiştirmezse büyük tehlikeler ve provokasyonlar yaşanabilir” uyarısında bulundu.

FETÖ-İSRAİL ABD-PKK İŞBİRLĞİ

Bu arada ABD ve İsrail’in bölgede terör örgütleri ile yakın işbirliği içinde olduğu bildirildi. Son dönemlerde Ortadoğu’da çatışmaların yoğunlaşması ile birlikte bu işbirliğinin arttığına dikkat çeken güvenlik kaynakları, “ABD, İsrail, PKK, FETÖ ve IŞİD birlikte hareket ediyor. İyi polis kötü polis oyunu oynanıyor. Ama hepsi bir plan çerçevesinde koordineli. Türkiye’de de işbirliği yapıyorlar. Önümüzdeki günlerde birlikte gerçekleştirecekleri eylemler artabilir” uyarılarında bulundular.

———————————————————————————————————————————–

Mücadelenin yolu milli yazılımdan geçiyor

Yılmaz Sönmez, FETÖ’nün Türkiye’deki hassas kurumlara yerleştiğini ve uluslararası istihbarat örgütleriyle işbirliği yaparak yazılımlar konusunda inisiyatif sahibi olduklarını söyledi. FETÖ ile mücadele ederken yazılım konusunun mutlaka ele alınmasını isteyen Sönmez şu görüşleri savundu:

“FETÖ teknolojinin bütün olanaklarını kullanıyor. Bu konuda para harcamaktan çekinmiyor. Yasa dışı faaliyetlerini bu sayede gizliyor. FETÖ’yle mücadelede tek çözüm Türk mühendislerinin destek vereceği programlar, yazılımlar ve altyapıdır. Şu anda tam anlamıyla bir felaket yaşanıyor. Örneğin, UYAP. Bir bilgisayar arızalandığı zaman, onu satan şirket Fransa’dan müdahale ederek, gerçekte yazılımlarını, sunucularını tamir etme maksadıyla sistemimizdeki bütün login kayıtlarını görmektedir. Yani yüzlerce davanın kayıtlarını kimse göremiyor ama onlar görebiliyor. Görmekle de kalmıyor, değiştirebiliyor ve istediği müdahaleyi yapabiliyor.

Bir paralel yapı üyesi kaçmaya çalışacağı sırada hakkında yakalama kararı bulunsa dahi, örneğin; Gürcistan sınır kapısındaki üçüncü, beşinci polis kontrol noktalarında sisteme girilerek, ilgili yakalama kararı kaldırılabilir. Örnekleri çoğaltmak mümkün Bugün FETÖ ile mücadelede sonuç almak için yapılacak ilk iş devletin hassas birimleri için milli yazılım yapmaktır. Yazılımları millileştirmektir. Türk mühendisleri bir an önce bu görevlere davet edilmelidir.”


ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde olmasın?! Biliyorsunuz, statü gereği büyükelçiliklerin dokunulmazlıkları var.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ kendisinin de milletvekili belirleme komisyonunda yer aldığı 2011 seçimlerinde, FETÖ ile irtibatlı ne kadar kişi varsa hepsinin de aday olduğunu söyledi.

Ne ki dönemin başbakanı Erdoğan geçit vermedi.

Aday olmadılar diye hemen pes mi ettiler sanki? Hiç sanmam. Kapıdan kovulmuşlarsa bacadan girmeye çalışmışlardır.

Zaten bunun için de devreye Bülent Arınç’ı soktular. Ya da Bülent Bey kendiliğinden araya girdi, orasını bilemem. Orasını bilse bilse, “Erdoğan düşmanı AKP’li fırıldaklar” bilir.

Niye mi?

Çünkü gözünün üstünde kaşı var diyenlere haset edecek kadar Bülent Bey’i sahiplendiklerine göre bildikleri bir şey var demektir. Neyse.

Bekir Bozdağ şöyle anlatıyor: “Bülent (Arınç) Bey gitti geldi ama Cumhurbaşkanımız kimseye onay vermedi. Sadece bir iki kişi, birisi Muhammed birisi İlhan İşbilen. Hakan (Şükür) sporcu vasfıyla kondu bir yere. Birkaç kripto sonra çıktı, istifalara bakarsanız 10’u bile bulmadı. Başarmış olsalardı, AK Parti’yi böleceklerdi. Milletvekili olacaklardı ve istifa edin denince, AK Parti iktidarını düşüreceklerdi…”

İnsan ister istemez merak ediyor; Bülent Bey acaba kimler için “gitti geldi?”

Daha da önemlisi, bu insanlar nerde şimdi?

Mesela, içlerinde Adil Öksüz de var mıydı?

Saçma mı?

Neden saçma olsun yahu, Hava Kuvvetleri İmamı olmak milletvekili adayı olmaya engel mi?

Bu arada, herkes Adil Öksüz için Hava Kuvvetleri Komutanı diyor ama, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın FETÖ’cü emir subayı Yarbay Levent Türkkan verdiği ifadede, “Adil Abi, Cemaat’te Genelkurmay Başkanı seviyesindedir…” demişti.

Gerçi, “Adil” kod adlı bir başka FETÖ imamı daha varmış ki, onun için de, böyle bir rivayet varmış.

Hatta, Yarbay Levent Türkkan, Genelkurmay Başkanı’nınodasına koyduğu böceği bu Adil’den almış.

Uzun lafın kısası, Adil Öksüz’ün nerde kimin elinde olduğu kadar, hangi Adil’in Genelkurmay İmamı olduğu hakkındaki rivayetler muhtelif.

Malumunuz, Kılıçdaroğlu geçenlerde, “Kim bu Adil Öksüz, neden serbest bırakıldı ve neden yakalanmıyor” şeklinde sorular sorarak istifam oluşturmakla kalmamış, “ben biliyorum ama belgem yok, onun için açıklayamam” diyerek adeta tüy dikmişti.

Fakir de bu köşecikte, “ABD Büyükelçisi Bass, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na galiba bilgi vermiş ama belge vermemiş (…)Bilgim var ama belgem yok, ne demek? Ona bakarsanız benim de bilgim var. Aha da söylüyorum: Adil Öksüz kaçmadı, devletin elinde. Nerden mi biliyorum? Sağda solda konuşuluyor (üfürülüyor mu deseydim) da ondan…” demiştim.

Adil Öksüz onca aramalara rağmen aylardır bulunamadığına göre her türlü üfürük (spekülasyon) gayet doğal.

Ben de birazdan kralını üfüreceğim ama evvela Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın şu sözlerine kulak verelim: “Adil Öksüzün Türkiye’de bu kadar saklanabilmesinin onun yetenekleriyle ilgili olduğunu düşünmüyorum. SAS komandoları bile kaçamadılar; yani Adil Öksüz’ün kaçabilme ihtimali yok. Ama belli ki Türkiye’de Adil Öksüz’ü saklayanlar var. Dışarı çıkmış mıdır? Kanaatimce dışarı çıkması çok zor; çünkü hemen arkasından her tarafta çok ciddi tedbirler alındı (…) MİT’le irtibatı konusu daha önce de söyledim; MİT’in ajanı da değildir mensubu da değildir, bu bir açık iftiradır…”

MİT’in elinde değilmiş.

Peki, MİT’e sızmış FETÖ’cülerin elinde olabilir mi?

Bence o da çok zor; daha geçen sefer 87 MİT’çi atıldığına göre, orda da kim nerede kimle ne yapıyor; demek ki kontrol altında.

E’ee nerde bu adam, yer yarılıp içine girmedi ya!

Bi saniye bi saniye, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde olmasın?! Biliyorsunuz, statü gereği büyükelçiliklerin dokunulmazlıkları var.

Güzel yer vallahi. Kimseciklerin de aklına gelmez. Adil Öksüz de “anavatanında” sürgit yaşar.

Olamaz mı?

Ankara Büyükelçisi John Bass buna asla izin vermeyecek kadar Türkiye’nin içişlerine karışmayan bir insan evladı mı? ABD böyle korkunç bir skandala asla izin vermez mi yoksa?

ABD’nin, Hrant Dink’in de katili olan örgütün liderini kendi topraklarında barındırması skandal olmayacak da bu örgütün bir elemanını elçiliğinde saklaması mı skandal olacak?

Hem olsa ne olacak ki?

Jeo Biden 15 Temmuz’u “internet oyunu” sanmıştı, John Bass daAdil Öksüz’ü vize için başvuran bir vatandaş zanneder olur biter.

Not: Yazıyı yazdıktan sonra Adalet Bakanlığı, Bekir Bozdağ’ın “Bülent Arınç, 2011 seçimlerinde FETÖ’cülerin listeye girmesi için çok uğraştı” şeklinde bir açıklamasının olmadığını açıkladı. Vatana millete hayırlı olsun.

(61)

O silaha dışarıdan müdahale mümkün

Günlük Gazete Oku, Slider |